NEREDE BU HIRSIZLAR?

 NEREDE BU HIRSIZLAR? - 14/06/2017





ERCAN ERDEM
E-Posta
Gazetelerde çıkan aşağıdaki başlıklar neticesinde durum İBB meclis gündeminde de 3 gün tartışıldı. Baktım ki sorun esasa girilmeden tartışılıyor ben de dün İBB meclisinde aşağıdaki meal çerçevesinde bir konuşma yaptım. Sizlerle paylaşmak isterim:

Sayın Bakan aşağıdaki başlıklardaki ana noktaları vurguluyordu.

“Tüm Hırsızlıklar İmardan Geliyor.”
“Ortalıkta dolaşan imar hikayeleri o kadar rahatsız edici ki, hepimizin içini döndürüyor. Bu müthiş bir sıkıntı; Adalet duygusunu da sarsıyor.”
“Sayıştay İçişleri denetler belediyeleri. Ancak 3. Denetime ihtiyaç var. 'Bir yerin planında değişim varsa, bir dakika niye değiştiriyorsun?' deme hakkımız olmalı.
Plan tadilatlarının niye yapıldığını sormamız lazım. Makul ve haklı ise doğru deriz. Değilse ‘Dur’ demek lazım."

“En Büyük Hırsızlık İmarda”
“Bir şehirde siz belediyeyi, o şehrin bilirkişisine gönderiyorsunuz. O raporlarda da suçlayıcı bir şey olmuyor. Yani Belediyelerin üçüncü bir denetime ihtiyacı var. Böyle olursa imar sıkıntısı da gündeme gelmez. En büyük hırsızlıklar, kötülükler, belalar imardan geliyor. Denetim altına alınması lazım.”

“Gidin İstanbul ve Ankara’ya bakın.”
"Ama hepsi de dedikodudan ibaret değil, biz de bunu biliyoruz. Ancak bu tür şeyleri ispatlayabilmek öyle zor ki, o yüzden biz bu işlerin olmamasına gayret edeceğiz.”
“Son 10-15 yıl içerisinde şehirlerimizin çok hızlı gelişmesi şehir rantlarını da doğurdu. Bu konuda imar planları aslında çok yeterliyken, imar planlarında bozulmalar meydana gelmeye başladı. Bu bozulmalar, haksız yere birine menfaat sağlamalar, insanlardaki adalet duygusunu sarstığı gibi bu işi yapan idarecilere karşı da müthiş bir öfke duyulmasına sebebiyet veriyor. Ben bunları ifade etmeye çalıştım.”
Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/en-buyuk-hirsizlik-imarda-40479683

“Özhaseki Tişört oldu”
Burada da Hüseyin Sağ’ın dün İBB Meclisinde giydiği tişört ana sayfadan verilmiş. Ancak haber sadece tişörttü.
Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/ozhaseki-tisort-oldu-40489289

Türkiye’nin en önemli gazetelerinden birinde Çevre ve Şehircilik Bakanı Sayın Mehmet Özhaseki ve genelde imar ancak özelde İstanbul imarı konu ediliyorsa.
Bu işe bir bakmak gerekmez mi?
İşte, konu ortada, konunun İstanbul İmarı için bileşenleri kimler?

1-İBB Belediye Başkanı
2-İBB ilgili komisyonları
3-İBB ilgili daireleri
4-Onay için meclis yani meclisteki AKP çoğunluğu
5-Bazı durumlarda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı

İşin bütününe, resmin tümüne bakmak gerekiyor. Bu bir tişört olayı değil yani. Önce Sayın Özhaseki kimdir ona bakmak gerekiyor.
Hacettepe Üniversitesi'nde Elektronik Mühendisliği okuyacakken, İstanbul’da Hukuk okuyan ve mesleğini icra etmeden ailesinin tekstil işine başlayan ve siyasete atılıp Melikgazi Belediye Başkanı olan ve buradan Kayseri Belediye Meclisindeki bir iç seçimle Kayseri Belediye Başkanı olup sonrasında parlamentoya gelip Çevre ve Şehircilik Bakanı olmuş bir kişidir. Yani bu işlerden uzak değil, biliyor. Hırsızlık nedir? Hırsızlık için hırsız gerekir . Bunların hepsini tecrübe edinmiş zaten. Bunların ispatının da zor olduğunu kendisi söylüyor. Soru şu; neden denetlemek istiyor? Madem suçlular var neden yakalamaya çalışmıyorlar?

Resmin tümüne bakınca akla ilk gelen; "Neden şimdi böyle bir suçlama ile konu gündeme getirildi?" sorusu olmalıdır.

Hatırladığım kadarıyla, İBB'ye ait olan plan yapma yetkisi yıllarca önce Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na aktarıldı. Ancak, yaklaşık 2 yıl kadar önce bu plan yapma yetkisi her nasılsa anayasa mahkemesine kadar uzanan bir serüvenden sonra hukuk yoluyla geriye döndü. Hatta bakanlığa tasdik için gönderilen bazı planlar bu geriye dönüşten sonra yeniden İBB'ye geldi ve planlandı. Bu durumda büyük resmin bir parçası bu planlama yetkisini denetim aracılığıyla elinde tutmak olabilir. Dolayısıyla 2 yıl içinde tam anlamıyla oturtulacağı düşünülen 2019 Cumhurbaşkanlığı Hükümeti için bir ön hazırlık olabilir bu durum.

Yani 2019 yılında kim Cumhurbaşkanı seçilirse Türkiye'deki özellikle tüm Büyükşehir İmar planları İlgili Bakanlığın denetiminde olacak. Sayın Bakan'ın yukarıda dediği gibi, “Makul ve haklı ise doğru deriz. Değilse ‘Dur’ demek lazım” sözü her şeyi kapsıyor. "Neye göre makul? Neye göre, kime göre haklı?" sorularına zaten ihtiyacımız yok. Sayın bakan galiba şöyle diyor; “Kafamıza göre takılırız, adalet de, bilen de biziz, zaten bilirkişiler de belediyeye bağlı sayılır akşama kadar beraberler belediye ne derse onu yapıyorlar o raporlarda suçlayıcı birşey olmuyor.”
(Kaynak Hürriyet Gazetesi)




Konunun hiç bir yerinde Mahkemeler yok dikkat ederseniz. Halbuki bizlerin İBB meclisinde karar altına alınan bir çok imar kararından, hukuka taşıdıklarımız var. Hukuk sistemi de kötü olunca FETÖ öncesi ve sonrası diye ayrışınca ve sonuçta adalet sistemimiz de bağımlı olunca bu işler yürümüyor. İstanbul İdare mahkemelerinde parsel bazında karara bağlanmış davalarımız var. Hatta bilirkişiler de sayın bakanın dediğinin aksine suçlamışlar, "Atı alan Üsküdarı geçti." neredeyse inşaatlar bitti 3 senedir sonuç yok.

Gelinen noktada sayın Bakan hep bize, herşey biziz, son karar mercii biziz diyerek işi bağlamaya çalışıyor. Ancak, şunu göz ardı ederek yapıyor bunları; “Tüm Hırsızlıklar İmardan Geliyor.” ve “En Büyük Hırsızlık İmarda” demekle iş bitmiyor. Hırsızlığın olduğu yerde bu işi yapan birileri vardır. Yani "Hırsızlar" vardır. Bu işin mantıksal sonucu olarak, Belediyeler de imar yoluyla hırsızlık yapan hırsızlar var demeye getiriyor Sayın Bakan. Ancak unuttuğu şey hırsızların kimlerden olduğunu veya kimler olduğunu söylemek. Konuyu biraz İBB'ye indirgersek eğer, "burada hırsız var mı?" diye sormak gerekir. Ben de kendime soruyorum "Acaba ben hırsız mı yım? Acaba meclise gelen imar dosyalarından pek azına en azından haklı gördüğüm bazılarına olumlu el kaldırmış olmakla HIRSIZ oldum mu?"







Yanlış anlamayın mesela şu soruyu sormuyorum. "Sayın ilgililerin ispatı olmayan bir hırsızlık olayının son karar mercii riskini nasıl ve neden almak istedikleri?
Sayın Ahmet Hakan'a gelmeden edemedim. Sayın Hakan'a sormak istiyorum. "Ne iş?"

Bir diğer yadırgadığım nokta ise, sayın Bakan dolaylı yoldan hırsızlar var diyor ve ilk elden İBB'yi ve ilgili komisyonları vb. işaret ediyor. Bunu kimse üzerine alınıp "Ne diyorsun sen sayın Bakan?" demiyor. Bundan ne anlam çıkarmalıyız acaba? Susmak ne demek? İmar komisyonu neden susar? Neden? Neden? Neden?

Yukarıdaki konuyu dün mecliste konuştuktan sonra hırsızın kendim olabileceğini söyleyerek, kürsüden suç duyurusunda bulundum ve ilgili savcılarca araştırılıp gereğinin yapılmasını arz ettim. Belki böylece itibarımızın kurtulabileceğini hatırlattım. Ancak yine ses yok. Galiba kimse İBB Meclis kürsüsünü takip etmiyor. Bırakın kürsüyü İBB'yi de takip etmiyor. Allahtan "söz uçar yazı kalır" öz deyişindeki gibi bizlerin konuşmaları kayıt altında ve belki ileride söylemiş olduklarımıza biri dikkat eder. O zaman da herşey tarih olmuş olur.




ERCAN ERDEM


YORUM YAPIN SÖZ SİZDE!

Adınız (Yorumda görünecek) :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
 



Bu köşenin diğer yazıları;