booked.net
 
 

 


 27 Mayıs, 28 Şubat ya da 28 Nisan... - 29/02/2016





Vamık Genç
E-Posta
Bu günler, liberal demokratlar ve siyasal islama yakın muhafazakar/dindar iktidar yanlılarınca, iktidara müdahale anlamında, karanlık günler olarak öne çıkıarılıyor.

27 Mayıs Darbe'sinin doğrudan muhatabı bugünkü iktidar kadrolarının selefleri değil. Benzer tonlarda bir muhafazakarlık söz konusu olsa da, daha ziyade, kurucu tek parti geleneğinden gelenlerin inşa ettiği bir muhalif hareketin, demokrat merkezden başlayarak, merkez sağ tabanın sosyolojisi ile buluşmaya dair, bir tahkimat öne çıkıyor.

Zaman zaman islamın siyasileştirilmesi anlamında bazı çıkışlar söz konusu olsa da, dönemin Başbakanı'nın, kendi meclis gurubu karşısındaki tutumu, yasama yürütme arasındaki bir denetimin varlığına işaret eder.

Başbakan/Genel Başkan ile parti gurubu arasındaki ilişki, diskur çekme, biat etme üzerinden değil, guruba hesap verme zorunluluğu üzerinden yürür.

Zamanın muhalefetinin, kemiyet bakımından iktidar gurubuna nazaran düşük sayılarda olması, şiddetli ve etkili bir muhalefetin varlığını engelleyememiş olması nedeniyle, bugünkü gibi bir muktedir "hakim parti" ve tabi olduğu "ebedi" bir liderlikten bahsetmek mümkün değildir.

27 Mayıs, Demokrat parti iktidarını gasp ederek, demokrasi sürecinde ciddi bir hasar yapmış ve bugünün Silivri yargılamalarının ilk adımı olan Yassıada yargılamaları ile, bir siyasi harekete münhasır olarak, hukuk güvenliğini de yok saymıştır.

28 şubat, askeri darbe süreçlerini az hasarla atlatan dindar muhafazakar geleneğin, iktidar yürüyüşünde, erken bir hamle olarak, -Demokrat Parti geleneğinden gelen -bir ortakla yaptığı işbirliğinin, meclis çoğunluğuna sahip olmasına rağmen,süreci yönetememesi sonucudur.

Sincan'da yürüyen tanklardan ürkerek, paniğe kapılanların, demokrasiyi/ halkın vekaletini savunamayanların, faturayı dönemin askerlerine, siyasetçilerine ve son olarak da bugünün muhalefetine çıkarmasının siyasi rasyonalitesi tartışmalıdır.

27 Nisan e-muhtırası ise, Genelkurmay Başkanlığına yükselmiş bir zat'ın, komik ötesi şahsi bir hezeyanının sonucudur ki, bundan bir kahramanlık menkibesi çıkarmak, -muhtıranın kendisi gibi- ciddiye alınmayı, hak etmemektedir.

Bütün müdahalelere rağmen, her ne hikmetse, demokrasi kendi yolunda ilerlemeye devam etmiştir. Dünün mağdurları olan bugünün muktedirlerini, Cumhuriyetin birikimleri üzerinde, mutlak bir iktidar konforu içinde hakim kılan, bu "yaralı" demokrasidir.





Vamık Genç


YORUM YAPIN SÖZ SİZDE!

Adınız (Yorumda görünecek) :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
 



Bu köşenin diğer yazıları;




AnasayfaAnasayfa Köşe YazarlarıKöşe Yazarları Bize UlaşınBize Ulaşın RssRss
Maxiva


Nettehaber'i Twitter'da kişi takip ediyor.