booked.net
 
 

 


 Ölüm cezası, kefaret, kısas... - 19/07/2016





Faruk Ener
E-Posta
Darbe kalkışmasında yaşanan vahşet, ölüm cezasını yeniden gündeme getirdi. Demokrasi nöbeti için sokağa çıkanların idam cezasını bir çare olarak talep etmeleri sonucu, konunun meclis gündemine getirileceği anlaşılıyor.

Ölüm cezasını Hümanist doktrin bakımından eleştiren saygın ceza hukukçusu, merhum Prof. Dr. Faruk Erem şu hususlara dikkat çekmiştir..
Suç ve ceza arasındaki nispet'in adil olup olmaması , "ölüm ceza"sı hakkındaki tartışmaların temelini teşkil eder...

Ceza siyaseti bakımından, islah eden devlet, suçları önleyen devlet kavramları, ceza'nın adaletini öne çıkaran düşüncelere kaynak olarak ileri sürülmüştür.

Ölüm cezasının bir zaruret olarak değerlendirilmesi yetersiz kaldığı için, "kefaret" kavramı üzerinden gerekçelendirme yoluna gidilmiştir.. kefaret ve kısas arasındaki kavramsal yakınlık, ölüm cezası taraftarlarının düşüncelerine de dayanak olmuş, Kant tarafından, "öldürürsen kendini öldürmüş olursun, çalarsan kendinden çalmış olursun" sözleri ile ifade edilmiştir.

Kefaret kavramı ceza hukuku bakımından üzerinde ittifak edilen bir kavram değildir...
Yaşama hakkı dokunulmazlığının hukuk karşısında özerk bir alan olarak kabulü,, idam cezası karşıtı fikirlere dayanak olmuştur.
Bakanlar Kurulu, 20/05/ 2003 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Koruma Avrupa Sözleşmesinin Ölüm Cezasının Kaldırılmasına dair Ek 6 No'lu Protokolün onaylanmasını uygun bulduğu kanun tasarısı gerekçesinde; Protokolün onaylanmasını;
barış zamanında ölüm cezasının kaldırılmasına dair kanuna atıfta bulunarak, "insan hakları alanında yürütülmekte olan kapsamlı reform çalışmalarında önemli bir aşama " olarak, değerlendirmiştir..
Cumhurbaşkanı, Başbakan olarak imzaladığı protokol hükümlerini ortadan kaldırabilecek bir yeni düzenlemeyi onaylayacağını duyurmuştur.

TBMM kendi gündemine hakimdir, bu yönde oluşacak bir yasama iradesinin geçerli olacağı tartışmasızdır. Avrupa Konseyi üyesi olmanın getireceği zorunluluklar ayrı bir tartışma alanının konusudur.

Ölüm cezasının mevzuattan çıkarılmasının, barış zamanına münhasır bir düzenleme olduğu, kanun gerekçesinde belirtilmiştir. Türkiye gerek güneydoğusundaki kalkışma, gerekse güney sınırlarındaki savaş ve yeni oluşumlar,, ve özellikle de son kalkışma bakımından "barış şartları" dışında bir dönemi yaşamaktadır..
Yeni düzenlemenin temel gerekçesi "barış" şartlarının dışındaki tehlikelerdeki yoğunlaşma olarak ortaya çıkmaktadır...
Bütün mesele; ceza adaletini gözetecek bir düzenleme bakımından, hangi suçlar gündeme gelecektir... Çocuk istismarları, kadın cinayetleri,v.d gib kamu vicdanını rahatsız eden konular,gündemdeki yerini korumaktadır.


Faruk Ener


YORUM YAPIN SÖZ SİZDE!

Adınız (Yorumda görünecek) :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
 



Bu köşenin diğer yazıları;




AnasayfaAnasayfa Köşe YazarlarıKöşe Yazarları Bize UlaşınBize Ulaşın RssRss
Maxiva


Nettehaber'i Twitter'da kişi takip ediyor.