booked.net
 
 

 


 Kadınlar - 09/03/2015





Lütfiye Dirençli
E-Posta
Kadına şiddet, her türlüsü ile bir cinnet halinde ve dünya ölçeğinde yaygınlaşıyor.

Çeşitli nedenlerle açığa çıkmayan (utanma, dışlanma korkusu v.d) vakalar hariç, adem oğlu (erkek diye tanımlanıyor!!) her vesileyi, kadını ezmek için kullanıyor. Cumhurbaşkanı konunun vahametini, geç de olsa farketmiş görünüyor. Türkiye'de son günlerde ard arda 55 kadının üstelik yakınları tarafından katledilmesi, hastalıklı bir ruh halinin -toplumsal dokuda- arttığını gösteriyor...

Cumhurbaşkanı bir konuda haklı, batı toplumlarında da kadına şiddet yüksek oranlarda, en medeni geçinen toplumlardan varsayılan Hollanda, tecavüz yoluyla kadına şiddeti suçlarında en ön sırada, diğer kuzey ülkeleri de (onlarda sosyo/ekonomik refah seviyesi bakımından dünya sıralamasının zirvesinde) aynı suçun yaygın işlendiği yerler olarak istatistiklere yansıyor.

Cinsel taciz/tecavüz suçlarında, sicilleri göreli olarak "merhametli" gözüken ülkeler arasında, Polonya, Avusturya ve Almanya, yüz kızartıcı ortalamaya sahip ülkelerden pozitif olarak ayrışıyor (%20 ve 35 arası).

Türkiye, artan kadın cinayetleri ile daha kriminalı bir profil çiziyor (son 65 günde, 55 kadın öldürüldü).
Kadını taciz/tecavüz edilebilir bir meta olarak gören zihniyet, medeni sayılan ülkelerde de yerleşik bir kültür deformasyonuna dönüşmüş durumda...

İlkellik ile yüksek teknolojik medeniyet arasında rota tutmaya çalışan Hindistan'da son zamanlarda moda hade toplu tecavüzler gündemde.

Hapiste olan tecavüzcü, gece gezen, kıyafetleri davetkar olan kızlar sorumludur diyor, garip tarafı, avukatı da aynı savunmayı yapmaya hazırlanıyor. Ülkemizde, kadınlarımız, taciz/tecavüz dışında bir de katledilme tehlikesi ile karşı karşıya.

Sonuçta, kadın, hala, medeniyet farkı gözetmeden, bütün toplumlarda her türlü şiddetin objesi olma ayrımcılığına muhatap durumda.

Birleşmiş Milletler 1979 yılında "kadına karşı her türlü ayrımcılığın yok edilmesi "başlığı ile çok iddialı bir sözleşmeyi kabul etmesine ve yürürlülğe koymasına rağmen, zihinsel anlamda henüz bir yol alınmadığı ortaya çıkıyor. Sözleşme Türkiye'de de yürürlükte,
Cumhurbaşkanı, Devletin sözleşme ve onca kanuna rağmen koruyamadığı kadını,"özel korumam altına alacağım" diyor. Ülkeyi yönetenler, her meselede topluma yukardan sert sözlerle ayar veriyorlar, her türlü meselenin arkasında bir "fıtrat" arıyorlar. Kadınlarımızı, her gün öldüren zihniyet'in fıtrat'ı nedir ve bu fıtrat, neden bu dönemde giderek asabileşmektedir?

Cumhurbaşkanın şahsi koruması dışında ,bu fıtratın sosyo psikolojik olarak araştırılması zorunluluğu vardır...


Lütfiye Dirençli


YORUM YAPIN SÖZ SİZDE!

Adınız (Yorumda görünecek) :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
 



Bu köşenin diğer yazıları;




AnasayfaAnasayfa Köşe YazarlarıKöşe Yazarları Bize UlaşınBize Ulaşın RssRss
Maxiva


Nettehaber'i Twitter'da kişi takip ediyor.