booked.net
 
 

 


 Atina deklerasyonu, Musul ve Doğu Akdeniz..!! - 11/12/2015





Müzeyyen Arıklı
E-Posta
Birkaç gün önce, Mısır Devlet Başkanı Sisi, Güney Kıbrıs Rum yönetimi lideri Anastasiadis, Yunanistan Başbakanı Çipras'ın konuğu oldular, enerji ve terör konuslarında görüş alışverişinde bulundular...

Doğu Akdeniz bölgesindeki hidro karbon yatakları, dünyanın projöktörlerinin çevrildiği önemli bir enerji havzası ve Mısır, Rum Yönetimi ve İsrail, yanlarına Yunanistanı da alıp, bu zenginliklere, fiili durum yaratarak el koymaya çalışıyorlar, Uluslararası petrol şirketleri ile gerçekleştirdikleri ruhsat ve lisans anlaşmaları da dahil olmak üzere, kendi anlayışlarına göre bir mülkiyet iddiasında bulunan, Rum yönetimi de Doğu Akdenizi kendi iç denizi zannediyor.

Doğal gaz rezerv alanlarını kendsine göre parselleyip, "Leviathan" gibi gizemli adlar koyarak tatlı gelecek hayalleri kuruyor.

Türk tarafı ile yürüttüğü müzakerelerde, daha önceleri bedavadan elde ettiği AB üyeliğine güvenip, el yükselterek, adada kendine ve müttefiklerine uygun bir yönetim modeli getirmenin planlaması peşinde... Nihai hedef de , Türk askerinin adadan ayrılması..!

Dünyanın askeri güçleri Doğu Akdeniz'e yerleşiyor, bu Leviathan (su canavarı) kurnazları, Türk askerini bölgeden sürmenin hesabını yapıyorlar...

Güney Kıbrıs Rum yönetimi, Mısır ve Yunanistan son görüşmelerinin ardından "Atina Deklerasyonu" adı altında açıklamalarda bulundular.

Doğalgaz konusunda işbirliği, enerji hatlarının Yunanistan üzerinden geçirilmesi, deniz alanlarında uluslararası hukuka göre "Deniz Hukuku Sözleşmesi" durumların belirlenmesi, konularında, işbirliğinin hızlandırılması ve bir makanizma kurarak çalışmaların yürütülmesi konuları üzerinde mutabakata varıldığı biildirildi.

Türkiye ve KKTC'nin Doğu Akdeniz Havzasındaki, hidro karbon yatakları paylaşımda pozisyonunu, Münhasır Ekonomik Bölge iddiası ve bu iddianın uluslarası hukuk bakımından sonucu belirleyecek.

Atina Deklerasyonunda, bölge ülkelerinin katılımına da atıf var. Mısır, doğal gaz yatakları bulunan, zohr bölgesini, kendi münhasır ekonomik bölgesi olarak ilan etmiş durumda. Musul Kerkük önemli; Irak, işgalden sonra statüsü belirsiz, sentetik üç bölgeli fiili bir oluşum. Hangi hukukun uygulanacağı da net değil, tarihi bağlantılar itibarıyla en çok hak iddia edebilecek olan devlet, Türkiye.

Madem, dünyanın muktedirleri bölgeye çöreklendi ve ganimet peşinde, Türkiye'nin de Musul, Kerkük ve Doğu Akdeniz'deki haklarını bir paket halinde, bütün opsiyonları ile masaya sürmesi gerekiyor.


Müzeyyen Arıklı


YORUM YAPIN SÖZ SİZDE!

Adınız (Yorumda görünecek) :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
 



Bu köşenin diğer yazıları;




AnasayfaAnasayfa Köşe YazarlarıKöşe Yazarları Bize UlaşınBize Ulaşın RssRss
Maxiva


Nettehaber'i Twitter'da kişi takip ediyor.