booked.net
 
 

 

Damat

 Kanal İstanbul, Hemşehrilik Hukuku, Referandum/plebisit - 20/12/2019





Gürcan Soylu
E-Posta
İktidar zirveleri ;Kanal İstanbul adı verdikleri "İç Suyolu" temel atma hazırlıklarını tamamlamak üzere olduklarını söylüyorlar..
"çılgın proje" olarak kotladıkları, İstanbulu ( Karadeniz) kuzeydoğudan, (Marmara)'ya doğru yarma harekatından geri basmayacak gibiler...
Bir büyük metra/megapolü su yolu olarak çalışacak bir kanal ile (boğaz su yolundan sonra) ikinci defa bölmek bölmek fikri, projenin çılgınlığı bir yana "çılgın bir cüret" de taşıyor...
İki denizi birbirine bağlayan ve zararsız ticari geçişler dışındaki harp gemileri geçişlerinde Türkiyenin kontrol üstünlüğünde olan, uluslararası sözleşmeye bağlı bir su yoluna neredeysa paralel bir ikinci su yolu ile ne murad ediliyor açık değil..
Yeni su yolunu idarenin takdirine göre oluşacak "kanal ücreti" ile iç hukuk hükümlerine tabi tutarak gelir sağlanmak düşünülüyorsa, İstanbul Boğazı geçiş statüsüne paralel hükümler geliştirmek zorunluluğu var..
Türkiyenin tek taraflı olarak, Montrö hükümlerini ılga ederek, uluslararası camiaya, "size yeni bir su yolu açtım, hayırlı geçişler" deklerasyonu, -her ne kadar her devlet kendi ülke toprağında egemenlik hakkına sahip olmakla beraber,mevcut uluslararası sözleşme ve geçiş kurallar bakımından tartışmalı....
Uluslararası geçişlere açık bir su yolu açmak, karadeniz dereleri üzerine HES'ler yapmaya benzemez,
Boğaz trafiği rahatlayacak, tanker geçişlerindeki tehditler ortadan kalkacak gibi argümanlar, kargaları değil ama martıları çok güldürür..
En dar ve en geniş yerleri , en derin ve en sığ suları, binlerce yıllık bir oluşumun sonucu olan boğazın yanında , AVM'lerdeki özensiz maketlere benzeyen yeni su yolundan güvenli seyir beklemek işin tabiatına da uygun değil...
Devasa tankerler, 25 metrelik su derinliğinde ve standart ortalama olarak en fazla 150 metrelik genişlikteki, banyo küvetini andıran bir kanalda nasıl güvenli seyir yapabilecekler..,..??!!.
Sadece denizcilik seyrüsefer tekniği ve uluslararası hukuk bakımından çıkacak pürüzler yanında, çevresel etkiler ve askeri strateji bakımından da proje her türlü tartışmaya açık....
Çevre bakanı binlerce sayfalık ÇED raporundan bahsediyor, ve su yolunu boğazların özgürlük projesi olarak tanımlıyor, İstanbul boğazı Fetö işgali altında mı ki, küçük bir su yolu , Bosphorus'u özgürleştirecek....!!
Danıştay'ın ilgili kararlarında , Hemşehrilik Hukukuna vurgu yapılıyor .. Hemşehrilerin, şehirleri ile ilgili karar ve uygulamalarda "dava tarafı "olma ehliyeti kabul ediliyor..
İstanbul ile ilgili bu boyutta bir projenin, kimden ve hangi kamusal birimden sadır olursa olsun, hemşehrilerden onay alması zorunluluğu var..
Bunun yolu da , her ne kadar Referandum olarak nitelense de , doğru Anayasal tanımlama ile Plebisit yapılmasından geçiyor..
Kanal İstanbul da , muhtemelen, Türkiyeyi kör kuyularda merdivensiz bıraktığı her gün biraz daha ortaya çıkan, acayip Anayasa değişiklikliklerini de kotaran ekip tarafından hazırlanmış gibi,, Onun için Anasyasa tekniği bakımından Referandum'dan ziyade bir Plebisit söz konusu,..
İstanbullular, kendilerine danışılma tenezzülü gösterilmemiş ve yenmesi zorunlu bir alakart menü gibi önlerine atılan, - bütün hayatlarını etkileme potansiyeli taşıyan, kanal İstanbul "bulamacı""nı- hiç olmazsa yeyip yememe konusunda , "karar verme hakkını" sandıkta kullanmak imkanına sahip olmalılar..
Yıllardır, milletin ensesinde , sandık, seçim diye diye boza pişirenlerin bu alicenaplığı göstererek,, İstanbulluların haklı beklentisini karşılamak sorumlulukları vardır....!!


Gürcan Soylu


YORUM YAPIN SÖZ SİZDE!

Adınız (Yorumda görünecek) :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
 



Bu köşenin diğer yazıları;




AnasayfaAnasayfa Köşe YazarlarıKöşe Yazarları Bize UlaşınBize Ulaşın RssRss
Maxiva


Nettehaber'i Twitter'da kişi takip ediyor.