booked.net
 
 

 

Damat

 Sayın Ahmet Hakan ve “Döneklik” - 19/01/2022





ERCAN ERDEM
E-Posta
En son, geçen yıl ağustos ayında yangınlar üzerine yazmışım. O gün bugün yazmamışım, yazamamışım, elim gitmemiş, belki de bıkmışım. Ancak dün Sayın Ahmet Hakan’ın Hürriyet gazetesindeki “ENGELLİYORLAR O YÜZDEN HİZMET YAPAMIYORUM”
TIKLAYINIZ
başlıklı yazısı üzerine yine yazayım bari dedim.
Bazıları, en azından küçük bir azınlık!!, Sayın Hakan için “Dönek” diyormuş. Ben buna katılmıyorum. Neden derseniz? Cevap basit; “İskele, Sancak” ile Kanal 7 de başlayıp, “Tarafsız Bölge” ile CNN Türk’e gelirken geçen bu uzun yıllarda 360 derecelik bir açı çizersen eğer, sen fikir savunuculuğu ve tarafsızlık anlamında bir “dönek” olmazsın. Geldiğin noktada sen başı dönerek aynı noktaya gelensin artık.
Kanal 7 nin ilk sahibinin kimler olduğu malumunuz, CNN Türk ve Hürriyet gazetesinin de sahibi malumunuz. İşin teorisinde sahip aynı sahip. Yani değişen bir şey yok, “Döneklik” yok. 360 derece dönerken aralardaki derecelerde döneklik olsa bile işin tamamında “döneklik” ten dönmek vardır, bu da “döneklik” sayılmaz. Eski, “SAHİBİNİN SESİ” plaklarındaki gibi bir dönme işlemi, “DÖNMEK” fiiline bir anlam kazandırabilir ancak.



















Ben bu yazıyı aslında Sayın Hakan’ın Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ile İBB Başkanımız Sayın Ekrem İmamoğlu arasında belediyecilik kıyası yapacağına, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ile Sayın Rahmetli Başbakanımız Mesut Yılmaz beyefendinin Devlet Adamlığı anlayışı/İstanbul/Memleket sevgisi arasında yapsaydı keşke diye düşünerek yazdım.
Bu konuda yazdığım ve sayın Ahmet Hakan’a da gönderdiğim tıklayınız 30 Ekim 2020 tarihli yazımı okuyabilirsiniz. Biraz daha teferruatlı anlatacağım ve şahitlerini belirteceğim bu yeni yazıdaki olaylar Rahmetli Mesut Yılmaz'ın sağ duyusunun ve devlet adamlığının bir göstergesidir. Bu sayede İstanbul halkı metrosuna 2 yıl önce kavuşabilmiştir. Şimdilerde ise durum ortada. Sayın Hakan'ın da bu konuda Rahmetli Mesut Yılmaz'ın hakkını teslim edebilmeli diye düşünüyorum.
Yıllardan 1998 Başbakan, Rahmetli Mesut Yılmaz, İBB Başkanı Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Hazineden sorumlu Devlet Bakanı Sayın Güneş Taner. Bendeniz ise 1994-1999 Kadıköy’den İBB Meclis üyesi Ercan Erdem. 1997 Haziran ayında Sayın Rahmetli Mesut Yılmaz Başbakanlığında kurulan hükümette Sayın Güneş Taner Hazineden sorumlu Devlet Bakanı olunca ben de kendisinin özel danışmanı olarak siyasi tecrübe kazanma amacıyla ve Sayın Güneş Taner’in tecrübelerinden faydalanabilmek için Ankara’ya gittim. İBB Meclisinin o günlerdeki çalışma düzeni çerçevesinde meclis oturumları dışındaki zamanımı Ankara da Sayın Güneş Taner’in yanında geçiriyordum. Yeri gelmişken kendisine bana kazandırdığı tecrübeler için minnettarlığımı sunarım. 1998 de Bakanlıkta otururken sayın Taner’in özel kalem müdürü yanıma gelerek, İBB Başkanı Sayın Erdoğan’ın beni aradığını söyledi. Telefonu bağladılar ve şimdiki Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan’ın sesini duydum. Halimi hatırımı sorduktan sonra, “Ercancığım nedir benim çektiğim bu hükümetten” mealinde bir cümleyle konuya girerek İstanbul metrosunun elektrifikasyon ihalesinin yapılacağından bahisle hazinenin garantör olmamasından bu ihalenin yapılamadığını dile getirdi. Ben de kendisine “dosyayı araştıracağımı ve durumdan bilgilendireceğimi” belirttim. Telefonu kapattıktan sonra hazine yetkililerinden bu dosyanın varlığını, ancak Sayın Güneş Taner’e nedense imzaya çıkarılmadığını öğrendim. Edindiğim tecrübelere göre bürokrasi denilen şey politik havaya göre kendi kendine pozisyon alabilir. Sonuçta dosyayı sayın Taner’in önüne koydum. Sayın Taner’le yaptığımız istişare sonunda Sayın Güneş Taner “1998 bütçesinde yatırımlar için kullanılabilecek “hazine garantisi”nin bütçede kalan son bölümü konusunu danışmak için Sayın Başbakan Mesut Yılmaz’ı aramaya karar verdi.
Şahit olduğum bu konuşmada; sayın Güneş Taner Sayın rahmetli Başbakanımıza bende de bahsederek sayın Erdoğan’ın beni aradığını ve İstanbul Metrosunun elektrifikasyon ihalesi için verilecek garantinin neden verilmediğini sorduğunu söyledi ve bütçe durumunu özetleyerek talimatı olup olmadığını sordu. Rahmetli Mesut Yılmaz, benim de bizzat duyduğum şekilde “ Güneş; Bu İstanbul’un metrosu, halkın metrosu gecikmemeli.” Dedi ve hemen imzalanmasını söyledi.
İşte Sayın Ahmet Hakan’ın vurgulaması gereken ana hikâye budur. Sonra ne oldu? Ben sayın Cumhurbaşkanımızı geri aradım ve imzanın atıldığını söyledim. İstanbul’a gittiğim de kendisiyle bu durumu değerlendirdik. Hatta yanımızda o zamanki Refah Partisi Meclis Başkan vekili sonra İBB Belediye Başkanı olan Sayın Ali Müfit Gürtuna vardı.
2018 de İBB meclisinde bir vesile özetlediğim bu olayın o dönemki şahitleri aşağıdaki sıraladığım kişilerdir.
1-Şimdiki Cumhurbaşkanımız o zaman ki İBB Başkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan,
2-O dönemde (1998) Devlet Bakanı olan Sayın Güneş Taner,
3-1998 yılında İBB Refah Partisi Grup Başkan Vekili Sayın Hüseyin Evliyaoğlu,
4-1994-1999 dönemi benimle aynı dönem İBB Meclis Üyesi olan Sayın Zeki Yeşildağ,
5-İhaleyi ortaklarıyla alan Albayraklar grubu da herhalde olayı biliyordur. Merak edenler için ihale tutarını da yazayım. 500.000.000.- Amerikan dolarcığı.
O dönemde Belediyeler hazine garantisiz iş yapamazlar ve çoğunlukla da aldıkları borçları geriye ödeyemez ve borçları hazineye yıkarlardı. O yıllardan sonra bu hazine garantileri uzunca bir süre kesildi. Ancak, ekonominin son yıllarda geldiği noktada Belediye yatırımlarını finanse eden dış kuruluşlar tekrar devlet garantisi aradıklarından bazı büyük Belediye yatırımlarının yapılabilmesi ilgili devlet büyüklerinin iki dudağı arasında. İşte bu nedenle Sayın İmamoğlu, ilgilileri İstanbul Halkına şikâyet ediyor. Bunu da Sayın Ahmet Hakan bir mukayese meselesi yapıyor.
Sayın Ahmet Hakan, yazısının “BÜYÜ BOZULUYOR” başlıklı bölümünde Sayın İmamoğlu’na hitaben, -“Cumhurbaşkanı imza atmayarak beni engelliyor” diyorsun, belki buradan bir sonuç almak mümkün ama, senin yapamadıklarını Sayın Erdoğan 1994 de yaptı. Böylece, yaptıkları bu büyüyü bozuyor.” mealinde yazarak, bir şeyler söylemeye çalışıyor. Aslında Sayın Hakan bilmeden Sayın Rahmetli Başbakan Mesut Yılmaz ile Şimdi ki Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın devlet adamlıklarını ve İstanbul ile Millete olan sevgi ve saygılarını mukayese ediyor. Esasında bu mukayeseyi ortaya koyması gereken Sayın İmamoğlu. Sayın İmamoğlu belki geçen dönemde 2018 İBB Meclis kürsüsünden anlattığım bu olayı hatırlamayabilir/bilemeyebilir, ancak geçen dönem meclis üyesi olan, şimdi İBB CHP Grup Başkan Vekili Sayın Doğan Subaşı’nın ve Grup sözcüsü Sayın Tarık Balyalı ile diğer arkadaşların Sayın İmamoğlu’nu sayın Cumhurbaşkanı’nın bu çelişkili tutumu (kendine yapılmasını istemediğini, başkasına yapma.) karşısında uyarmaları gerekirdi. Bu konuşmam meclis zabıtlarında kayıtlı, çıkartırlar ve sayın İmamoğlunun önüne koyarlar. Böylece, sayın İmamoğlu’nun iddiaları İstanbul halkı ve hizmetler bağlamında daha haklı ve kuvvetle savunulabilir bir hale gelir. Tüm bunları değerlendirirken lütfen yukarıda işaret ettiğim linkler ve fotoğraflar ile Sayın Ahmet Hakan’ın 4 mart 2004 deki Konuğu Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı İskele Sancak programını TIKLAYINIZ izlerseniz, hem Sayın Cumhurbaşkanımızın hem de Sayın Hakan’ın dönüşümünü/değişimini belki de varsa gelişimlerini ve bu gelişimin ne yönde olduğunu değerlendirebilirsiniz.
Sayın Hakan’ın dün akşamki “Tarafsız Bölge” programını da izledim. “İBB ENGELLENİYOR” POLEMİĞİN ASLI NE? konu başlıklı program "kayıkçı kavgası" şeklinde cereyan etti ve olay artık Kılıçdaroğlu/İmamoğlu çatışması varmış havasına büründürülmek isteniyor gibi. Veriyorlar TÜP gazı millete........ Tüpçülere gün doğdu.


ERCAN ERDEM


YORUM YAPIN SÖZ SİZDE!

Adınız (Yorumda görünecek) :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
 



Bu köşenin diğer yazıları;






AnasayfaAnasayfa Köşe YazarlarıKöşe Yazarları Bize UlaşınBize Ulaşın RssRss
Maxiva


Nettehaber'i Twitter'da kişi takip ediyor.